Yaşam Koçluğu

Değerlerinizi Bulmak: Karar Verirken Elinizdeki Pusula

Kişisel değerlerinizi bulmanın dört yolunu, değer çatışmalarını yönetmeyi ve değerleri günlük kararlara taşıyan haftalık alışkanlığı anlatıyoruz.

7 Ekim 20265 dk okumaYazan: Hilal Bektaş Apuhan

Bazı kararlar mantıken doğru görünür ama içinizde bir şey rahatsız eder. Yüksek maaşlı bir teklifi kabul edersiniz ve haftalar sonra hâlâ tuhaf bir boşluk hissedersiniz. Ya da “ideal” denen bir ilişkiyi sürdürürsünüz ve bir şeylerin eksik olduğunu bilirsiniz. Bu tür durumlarda sorun genellikle kararın kendisinde değil, kararın dayandığı ölçütlerde yatar. Başka bir deyişle, değerlerinizle seçimleriniz arasında bir uyumsuzluk vardır. Bu yazıda değerlerin ne olduğunu, nasıl bulunabileceğini ve kararlarda nasıl kullanılacağını anlatıyoruz.

Değer, hedef ve kural: üç farklı şey

Bu üç kavram sık karıştırılır, oysa her birinin işlevi farklıdır.

  • Değer, hayatınızı yönlendiren yön duygusudur: dürüstlük, özgürlük, aile, öğrenme, güvenlik. Bir varış noktası değil, bir pusuladır; hiçbir zaman “tamamlanmaz”.
  • Hedef, belirli bir zamanda ulaşılacak somut sonuçtur: “Bu yıl terfi almak.” Hedefe ulaşılabilir ve işaretlenebilir.
  • Kural, davranışları sınırlayan ve çoğunlukla başkalarından devraldığımız ilkelerdir: “Her zaman erken kalkmalısın.”

Değer, hedefi anlamlı kılar. Bir hedef değerinizle çelişiyorsa ona ulaştığınızda bile tatmin duymazsınız. Örneğin özgürlüğe değer veren biri için katı bir mesai düzeni içeren bir terfi hedefi, başarıya rağmen daraltıcı hissettirebilir.

Neden uyumsuzluk huzursuzluk yaratır?

İnsanlar büyürken değerleri çevrelerinden alır: aile, okul, kültür, medya. Bunların çoğu işe yarar ve bize aittir; bir kısmı ise yalnızca öğrenilmiş beklentilerdir. “Başarı unvanla ölçülür”, “kadın ya da erkek olarak şöyle davranmalısın”, “para güvence demektir” gibi inançlar fark edilmeden kararları yönlendirebilir. Zamanla kendi iç sesiniz ile devraldığınız ses arasında bir gerilim oluşur ve bu gerilim, nedenini tam adlandıramadığınız huzursuzluk olarak hissedilir.

Değerlerinizi bilinçli olarak belirlemek bu gerilimi azaltır; çünkü artık hangi seçimlerin size ait olduğunu, hangilerinin devralındığını ayırt edebilirsiniz.

Değerleri bulmanın dört yolu

1. Zirve anıları. Hayatınızdan en canlı, en tatmin edici hissettiğiniz üç anı yazın. Neydi bu anları özel kılan? Kimlerle birlikteydiniz, ne yapıyordunuz, hangi ihtiyacınız karşılanıyordu? Ortak noktalar genellikle değerlerinizi gösterir: yaratıcılık, bağ kurma, ustalık, katkı.

2. Öfke ve tahammülsüzlük. Sizi en çok kızdıran şeyler, çoğu zaman çiğnenen bir değerin göstergesidir. Adaletsizlik sizi kızdırıyorsa adalet, sorumsuzluk sizi kızdırıyorsa güvenilirlik sizin için önemlidir. Öfkenin tersini yazın: “Beni X kızdırıyor, çünkü Y’ye değer veriyorum.”

3. Hayranlık duyduklarınız. Hayranlıkla izlediğiniz kişileri düşünün: tanıdıklar, tarihî figürler, kurgusal karakterler. Onlarda sizi çeken özellikler nelerdir? Hayranlık, çoğu zaman henüz tam yaşayamadığımız değerlerin aynasıdır.

4. Değer listesinden eleme. Elli kadar değerden oluşan bir listeden önce yirmi tanesini işaretleyin, sonra on, sonra beşe indirin. Her eleme acı verir, çünkü iyi şeyleri bırakmak zorunda kalırsınız. Ama beşe indikten sonra elinizde, kararlarınız için kullanabileceğiniz bir çekirdek kalır.

Değerler çatıştığında

Değerleri bulmak kolay, çatıştıklarında yönetmek zordur. En yaygın çatışmalar şunlardır: kariyer ile aile, özgürlük ile güvenlik, dürüstlük ile nezaket, kendine bakmak ile başkalarına yetişmek. Bu durumda bir değerin “doğru” olduğu, diğerinin “yanlış” olduğu söylenemez; ikisi de önemlidir ve bir denge aranır.

Çatışmayı yönetmek için üç soru yardımcı olur:

  • Şu anki yaşam evremde hangisi öncelikli? Değerlerin ağırlığı hayat evresine göre değişir; küçük çocuğu olan biri için aile öncelikli olabilir, kariyerinin başındaki biri için gelişim.
  • İki değeri aynı anda onurlandıran üçüncü bir yol var mı? Çoğu zaman “ya o ya bu” yerine yaratıcı bir orta yol bulunur: esnek çalışma, kademeli geçiş, kısmi çözüm.
  • Hangi seçimden daha az pişman olurum? On yıl sonraki halinizin gözünden bakmak, anlık baskıyı azaltır.

Başkalarının değerlerini taşımak

Değer arayışında en zor soru şudur: “Bu gerçekten benim mi, yoksa bana mı öğretildi?” Bunu ayırt etmek için bir yöntem, değeri başkasına bakmaksızın tek başınıza düşündüğünüzde hâlâ önemli olup olmadığına bakmaktır. Kimse görmese, kimse takdir etmese, bu değere göre yaşar mıydınız? Cevap “evet” ise değer sizindir; “hayır” ise büyük olasılıkla başkasının beklentisidir.

Bu fark, aile beklentileriyle kendi istekleri arasında sıkışan insanlar için özellikle önemlidir. Beklentiyi reddetmek zorunda değilsiniz; ama onu bilinçli olarak seçmek ile mecbur olduğunuz için taşımak arasında büyük fark vardır.

Değerleri günlük hayata taşımak

Değerleri bilmek başlangıçtır; asıl iş onları davranışa dönüştürmektir. Bunun için basit bir alışkanlık işe yarar: her hafta sonu beş değerinizin her biri için “bu hafta bu değere uygun yaşadığım bir an neydi?” diye sormak ve 1 ile 10 arasında bir uyum puanı vermek. Puan düşük çıkan değer için gelecek haftaya küçük bir adım planlayın. “Sağlık” değerinin puanı düşükse bu hafta üç kez yürüyüş; “bağ kurmak” değerinin puanı düşükse bir arkadaşa telefon.

Bu küçük takip, zamanla “değerlerim benim için önemli ama pratikte yaşamıyorum” sorununu görünür kılar ve yönü yavaş yavaş değiştirir.

Değerler zamanla değişir mi?

Evet. Hayat evreleri, kayıplar, yeni sorumluluklar ya da yeni deneyimler değerlerin önem sırasını değiştirebilir. Yirmili yaşlarda macera ve gelişim önde olabilirken, otuzlu yaşlarda güvenlik ve aile öne geçebilir; daha ileride anlam ve katkı belirginleşebilir. Bu bir tutarsızlık değil, bir olgunlaşmadır. Değer çalışmasını yılda bir kez tekrarlamak, bu değişimi fark etmenizi sağlar.

Bir karar örneği üzerinden düşünmek

Diyelim ki iki iş teklifiniz var: birincisi daha yüksek maaşlı ama sık seyahat gerektiriyor, ikincisi biraz daha düşük maaşlı ama evden çalışma imkânı sunuyor. Yalnızca rakamlara bakan biri birinciyi seçer. Değerlerini bilen biri ise önce şunu sorar: “Beş değerim arasında aile, özgürlük ve güvenlik varsa, hangi teklif bunlardan hangisini besliyor?” Birinci teklif güvenliği ve belki prestiji besler, ikinci teklif aileyi ve özgürlüğü. Kararı değerler tek başına belirlemeyebilir ama artık neyi kazanıp neyi bırakacağınızı açıkça görürsünüz; bu da pişmanlığı azaltır, çünkü bilinçli bir takas yapmış olursunuz.

“Neden?” sorusunu üç kez sormak

Bir hedefin arkasındaki değeri bulmak için basit bir yöntem var: “Neden istiyorum?” sorusunu art arda üç kez sormak. “Terfi istiyorum.” Neden? “Daha fazla maaş için.” Neden? “Güvende hissetmek için.” Neden? “Çocuklarım kaygısız büyüsün diye.” Üçüncü cevapta ortaya çıkan şey genellikle gerçek değerdir ve hedefe ulaşmanın tek yolunun terfi olmadığını da gösterebilir.

Bu hafta deneyebileceğiniz küçük adım

Bir kâğıda hayatınızın en iyi üç anını yazın ve her birinin altına o anı özel kılan şeyleri sıralayın. Ortak kelimeleri daire içine alın. Bu kelimeler, değerlerinizin ilk taslağıdır. Bu taslağı bir sonraki önemli kararınızda ölçüt olarak kullanın ve sonucunu not edin; zamanla pusulanızın ne kadar güvenilir olduğunu göreceksiniz.

Değerlerinizi belirledikten sonra hayatınızın hangi alanlarında bu değerlerle uyumlu yaşadığınızı görmek için hayat çarkı egzersizini yapabilirsiniz. Değerlerinize ters düşen istekleri geri çevirmek için hayır diyebilmek yazısı yol gösterir. Çalışmayı birlikte yürütmek için yaşam koçluğu sayfasına bakın.

Teklif Al

Kararlarınızı kendi değerlerinize göre yeniden okumak için

Üzerinde düşündüğünüz bir kararı yazın; değerlerinizi birlikte netleştirip kararı o ışıkta ele alalım.

Teklif formu

Bize yazın

Sorunuzu ya da talebinizi bırakın, size dönüş yapalım.