“Yaşam koçluğu” ifadesi son yıllarda çok sık duyuluyor, ama ne olduğu hâlâ bulanık. Kimi bunu bir tür motivasyon konuşması sanıyor, kimi terapinin hafif bir versiyonu, kimi de parayla alınan tavsiye. Her biri küçük bir doğruluk payı taşıyor ve her biri koçluğun asıl işini kaçırıyor. Bu yazıda koçluğun neyi varsaydığını, neyle karıştırıldığını, bir oturumun nasıl işlediğini ve en önemlisi hangi durumlarda doğru adres olmadığını anlatacağız.
Koçluk neyi varsayar?
Koçluğun temelinde basit ama güçlü bir kabul vardır: karşınızdaki kişi bütündür, kırık değildir ve kendi hayatına dair cevapların büyük kısmına zaten sahiptir. Koç bu cevapları sizin yerinize üretmez; sorularıyla onlara ulaşmanız için alan açar. Uluslararası Koçluk Federasyonu da koçluğu, kişinin potansiyelini en üst düzeye çıkarmasını destekleyen, düşündürücü ve yaratıcı bir ortaklık süreci olarak tanımlar.
Bu varsayımın üç pratik sonucu var. Birincisi, gündemi siz belirlersiniz; koç hangi konunun “gerçekten” önemli olduğuna karar vermez. İkincisi, süreç geçmişi çözümlemekten çok bugünden geleceğe bakar. Üçüncüsü, oturum sonunda konuşulanların bir eyleme dönüşmesi beklenir; yalnızca anlayış kazanmak yeterli sayılmaz.
Koçluk, terapi, mentorluk ve danışmanlık nasıl ayrışır?
Bu dört kavram sık sık birbirine karıştırılır. Aralarındaki farkı bilmek, hangisine ihtiyacınız olduğunu seçmenin ilk adımıdır:
- Psikoterapi: Ruhsal sağlık, tanı ve tedavi alanıdır. Geçmişte yaşananların bugünkü etkisiyle çalışır ve ruh sağlığı alanında lisanslı uzmanlar tarafından yürütülür.
- Mentorluk: Deneyimli birinin kendi yolundan edindiği bilgiyi daha az deneyimli birine aktarmasıdır. Çoğunlukla belirli bir meslek ya da alan içinde gerçekleşir.
- Danışmanlık: Uzman bir kişinin bilgisini ve önerilerini sunduğu, çözümün büyük ölçüde uzman tarafından çerçevelendiği bir çalışmadır.
- Koçluk: Kişinin kendi çözümünü, sorularla ve farkındalıkla keşfettiği, hedef ve eylem odaklı bir süreçtir.
Gerçek hayatta bu sınırlar kimi zaman iç içe geçer. İyi bir koç, çalışmanın hangi noktada koçluk sınırını aştığını fark eder ve açıkça söyler.
Bir oturum nasıl işler?
Bir oturum genellikle şu akışla ilerler. Önce o günün gündemi belirlenir: “Bugün neyi konuşmak istiyorsun?” Ardından bu gündemin içinden ulaşılmak istenen bir sonuç tanımlanır. Sonra keşif başlar; koç sorular sorar, tekrarlayan ifadeleri not eder, çelişkileri nazikçe görünür kılar. Farkındalık oluştuğunda konuşma eyleme döner: “Bu görüşmenin sonunda hangi küçük adımı atacaksın?” Son olarak sorumluluk ve takip konuşulur.
Somut bir örnek düşünelim. Bir kişi “işimden memnun değilim” diyerek geliyor. Koç bu cümleyi hemen çözmeye çalışmaz, şunları sorar: Memnuniyetsizlik hangi anlarda artıyor? Aynı işte hangi günler iyi geçiyor? Eğer memnuniyetsizlik bir gecede bitseydi neyin farklı olduğunu görürdünüz? Bu soruların ortasında kişi çoğu zaman sorunun “iş” değil, “takdir edilmemek” ya da “karar yetkisinin olmaması” olduğunu fark eder. Eyleme geçiş de buradan, çok daha isabetli bir noktadan başlar.
Koçluk hangi durumlarda işe yarar?
Koçluk, kişinin işleyen bir zihinle belirli bir hedefe ulaşmakta zorlandığı durumlarda en verimli sonucu verir:
- Net bir hedefi olduğu hâlde harekete geçememek
- Birden fazla seçenek arasında karar verememek
- Bir geçiş döneminde (yeni iş, taşınma, ebeveynlik) yön bulmak
- Zaman, enerji ve ilişki dengesini yeniden kurmak
- Kendi değerleriyle günlük yaşantısı arasındaki uyumsuzluğu fark etmek
- Erteleme, mükemmeliyetçilik ya da hayır diyememek gibi alışkanlıkları değiştirmek
Bu listedeki ortak payda, kişinin günlük işlevselliğini koruyor olması ve değişim için enerjisinin bulunmasıdır.
Hangi durumlarda doğru adres değildir?
Koçluğun sınırlarını bilmek, onu ciddiye almanın bir parçasıdır. Şu durumlarda ilk adım bir ruh sağlığı uzmanı olmalıdır:
- Haftalardır süren çökkünlük, ilgi ve istek kaybı
- Uyku ve iştahta belirgin bozulma
- Yoğun panik atakları ya da sürekli endişe hâli
- Travmatik bir olayın günlük hayatı etkilemesi
- Madde ya da alkol kullanımının kontrolden çıkması
- Kendine zarar verme düşünceleri
Bu durumlarda koçluk tek başına yeterli olmaz; uzman tedavisine destek olarak, ancak onunla koordineli biçimde düşünülebilir.
İyi bir koç, çalışmanın nerede bittiğini bilen kişidir.
Bir de beklenti meselesi var. Hazır cevap, kesin yol haritası ya da “ne yapmam gerektiğini söyleyin” diyen biri için koçluk hayal kırıklığı yaratabilir; çünkü koç bu rolü kasıtlı olarak üstlenmez. Böyle bir ihtiyaç varsa danışmanlık ya da mentorluk daha uygun olabilir.
Koçluğa gelmeden önce sık yapılan üç yanlış anlama
“Koç bana ne yapacağımı söyler.” Hayır; koçun işi cevap vermek değil, doğru soruyu sormaktır. Doğrudan yönlendirme isteyen biri için bu başlangıçta can sıkıcı olabilir, ancak kendi bulduğunuz çözümü uygulamak, size söylenen bir çözümü uygulamaktan çoğu zaman daha kolaydır; çünkü o çözüm sizin değerlerinize ve yaşam koşullarınıza göre şekillenmiştir.
“Koçluk yalnızca başarı hedefleyenler içindir.” Koçlukta hedef terfi, gelir ya da performans olmak zorunda değildir. Daha sakin bir yaşam kurmak, bir ilişkiyi yeniden düşünmek ya da kendine zaman ayırmayı öğrenmek de meşru hedeflerdir. Koçluğun ölçütü başkalarının başarı tanımı değil, sizin kendi tanımınızdır.
“Birkaç oturumda her şey çözülür.” Koçluk hızlı sonuç vaadine dayanmaz. İlk oturumlarda genellikle netlik artar, sonraki oturumlarda ise bu netlik davranışa dönüşür. Alışkanlıkların ve düşünce kalıplarının değişmesi haftalar alır; bu yüzden gerçekçi bir çalışma süreyi ve sıklığı hedefin büyüklüğüne göre belirler, yolda da gözden geçirir.
İyi bir koçluk sürecinin işaretleri
Bir sürecin sağlıklı gidip gitmediğini anlamanın bazı ölçütleri vardır. İyi gidiyorsa hedefiniz yazılıdır ve zamanla netleşir; oturum aralarında küçük ama somut adımlar atılır; koç kararlarınızı sizin yerinize vermez; konuşulanlar gizli kalır; ve çalışma sınırlarının dışına çıkıldığında bu açıkça söylenir.
Dikkat edilmesi gereken işaretler ise şunlardır: “Üç oturumda hayatınız değişecek” gibi garanti sözleri, tanı koyma girişimleri, sizi sürece bağımlı kılan yönlendirmeler ve gizliliği net olmayan bir çalışma düzeni.
Başlamadan önce kendinize sorabileceğiniz üç soru
- Şu anda değiştirmek istediğim somut bir şey var mı, yoksa genel bir bunalmışlık mı yaşıyorum?
- Günlük işlerimi yapabiliyor, uyuyabiliyor ve temel ilişkilerimi sürdürebiliyor muyum?
- Çözümü benim yerime söylemesini mi bekliyorum, yoksa kendi çözümümü bulmak için bir yol arkadaşı mı arıyorum?
İlk soruya “evet”, ikinciye “evet”, üçüncüye ikinci seçenek cevabını veriyorsanız koçluk büyük olasılıkla uygun bir başlangıçtır. Cevaplarınız farklıysa bu, başka bir destek biçiminin daha doğru olduğunu gösterir; ve bunu fark etmek de ilk adımın kendisidir.
Koçlukla ilk adımı attıysanız, hedefinizi netleştirmek için değerlerinizi bulma yazısıyla ya da hayatınızın bugünkü fotoğrafını çıkaran hayat çarkı egzersiziyle devam edebilirsiniz. Sürecin işleyişi yaşam koçluğu hizmet sayfasında anlatılıyor.